İslam'da Kölelik Yok Muydu?

İslam'da Kölelik Yok Muydu?

Üç İbrahimi din de bireyin değeri, özerkliği ve her ruhun Tanrı katındaki önemi konuları üzerinde ısrarla durmuştur. Üçüne göre de dindarlık ve hayır işleri: servet, rütbe ve soyluluktan daha üstündür. İnsanların eşitliği ilkesindeki görüşleri ortak olsa da, tarihsel süreçte üçü de bu eşitliği dindar, özgür, yetişkin ve erkek olmak gibi gerekli özellikleri taşıyanlarla sınırlamışlardır. Başka bir deyişle, her üçü de pek çok önemli açıdan köleyi, çocuğu, kadını ve inanmayanı aşağı görmüştür. Üçünün de bu aşağı durumun ortaya çıkması ve sonlandırılmasıyla ilgili kurallan vardır. Köleyi efendisi azat edebilir; inanmayan gerçek dini kabul edip inançsızlığından kurtulabilir; çocuk nasılsa zamanı geldiğinde yetişkin olacaktır. Geleneksel dini dünya görüşünde sadece kadın aşağı durumundan kurtulamaz.

Üç dinin inananları açısından inanmayanların durumu kendi tercihlerinin sonucudur. Üç dinde inançsızlığın tanımı ve nasıl algılandığı ile ihtida etmeyen inançsızın durumu konularında önemli farklılıklar bulunur. Başka konular hakkındaki farklılıklar daha azdır. Kadın ve çocuklar bu özelliklerini doğuştan elde ettikleri için statülerinin değişmesi mümkün değildir. Üç din de köle anne babanın çocuğu olarak köle doğmayı ve kölelik durumunu kabul ederler. Bu konuda eski kanunların uygulandığı Musevilik ve Hıristiyanlık’ta özgür insanların köle yapılabilecekleri bazı yollar vardır. Daha ilk başlarda İslam hukukunda ve uygulamasında özgür insanların köle yapılması kısıtlanmış ve bunlar savaşlarda ele geçirilen gayrimuslimlerle sınırlanmıştır.

Her üç dinde de bu dört toplumsal eşitsizlik durumundan farklı tanımlanan ara durumlar bulunur. Köle ile özgür insan arasında azat edilmişler bulunur; başka bir deyişle, sahibi tarafından azat edilerek hukuken özgür olan kölenin eski sahibine karşı bazı görevleri ve yükümlülükleri olur. Yetişkin ile çocuk arasında, yeni yetmelik adı verilen, hukuken sınırlı olup toplumsal bir önem taşıyan ara bir durum mevcuttur. Kadın ile erkek arasında hadım denilen ve serbestçe her iki durum arasında gidip gelebilen ara bir durum vardır. İnanmayan ile gerçek inanan arasında Tanrı'nın gerçekliliğinin tamamına olmasa da bir bölümüne sahip olanlar bulunur.

Üç din arasındaki en önemli farklılıklar işte bu sonuncu kategoride ortaya çıkar. Musevilikte öteki, dışarıdakidir (gentile). Bu sınıflama, Hıristiyanlığın ve İslamiyetin inanmayan kavramından çok Yunan barbar kavramıyla ortak bir nokta bulunmaktadır. Engel aşılamaz değildir. Barbar Helenleştirilebilir; dışarıdaki (gentile), Musevileştirilebilir ve bu koşulda toplumun bir üyesi olarak benimsenirler (Levililer 19:33-4). Ancak bu beklenen bir değişiklik olmadığı gibi çok da gerekli değildir. Museviler ve Helenler için yabancılar Musevi ya da Helen olmadan da faziletli olabilirler. Musevi öğretisi dürüst olan tüm insanların Cennet'te bir yeri olduğunu kabul eder. Öteki tarafta Müslümanlar ve Hıristiyanlar açısından onların inançlarından olmayanlar ve onların ihtida etme çabalarına karşı koyanlar, Tanrı'nın sözünü ya da önemli bir bölümünü inkar etmiş olduklarından bu dünyada cezalandırılır, öteki dünyada da cehenneme giderler.

Modern çağlara kadar süren kölelik kurumu, XIX. yy’da sömürge imparatorluklarında ve XX. yy’da bölgedeki bağımsız devletlerde ortadan kalkmıştır.

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2022, 05:39

Fatih Kul

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER