Sabetay Sevi Kimdir? (2)

Sabetay Sevi Kimdir? (2)

Yahudiler için asırlarca süren zulüm, sürgün ve aşağılamadan sonra, umut vardı, Tüm dünyada, Yahudiler içsel bir özgürlüğü ve kurtuluşu tattılar, Kabbalacıların sefirot'un gizemli dünyasına daldıkları zaman bir iki dakikalığına yaşadıkları vecde benzer bir şeydi bu. Şimdi bu kurtuluş deneyimi birkaç ayrıcalıklının tekelinde değil ama herkesin mülkiyetinde görünüyordu. İlk defa, Yahudiler hayatlarının değeri olduğunu hissediyorlardı; artık gelecek için kurtuluş belirsiz bir umut değil ama şu anda gerçek ve anlamlıydı. Kurtuluş yaklaşmıştı! Bu ani tersine dönüş silinmez bir etki yarattı. Tüm Yahudi dünyasının gözleri, Sabetay'ın kendisini esir edenlerin üzerinde bile bir etki yarattığı, Gelibolu'ya kenetlenmişti. Türk vezir onu oldukça rahat bir eve yerleştirmişti. Sabetay mektuplarına: "Ben Tanrı'nızın peygamberiyim, Sabetay sevi" diye imza atmaya başladı. Ancak yargılama için İstanbul'a geri getirildiğinde, bir kere daha buhran devresine girdi. Sultan ona ya İslam dinine girmesi ya da ölüm seçeneklerini verdi: Sabetay İslam'ı seçti ve hemen salıverildi. İmparatorluk'tan aylık bağlandı ve görünüşte sadık bir Müslüman olarak 17 Eylül 1676'da öldü.

Kuşkusuz korkunç haber, çoğu hemen inancını yitiren taraftarlarını mahvetti. Hahamlar yeryüzünden anısını silmeye giriştiler: Sabetay hakkında bulabildikleri bütün mektupları, kitapçıkları ve risaleleri yok ettiler. Bugün de bu Mesih'e ilişkin kötü yenilgi birçok Yahudiyi utandırır ve sözünü etmek ağırlarına gider. Hahamlar ve akılcılar onun anlamını aynı biçimde önemsemezler. Bununla birlikte son zamanlarda bilim adamları, bu garip olayın anlamını ve daha önemli olan kötü sonucunu kavramak için müteveffa Gersom Şolem'in izinde çalışmalara başlamışlardır. Şaşırtıcı bir biçimde din değiştirmiş olması rezaletine karşın birçok Yahudi Mesihlerine sadık kaldı. Kurtuluş deneyimleri öyle derindi ki Tanrı'nın onların aldatılmalarına razı olduğuna inanamıyorlardı. Bu, saf olgular ve aklın önüne geçen dinsel kurtuluş deneyiminin en çarpıcı örneklerinden birisiydi. Yeni bulunmuş umutlarını bırakma ya da din değiştirmiş bir Mesih'i kabul etme seçenekleriyle yüz yüze kalmış, her sınıftan şaşırtıcı sayıda Yahudi tarihin acı olgularına boyun eğmeyi reddetti. Gazzeli Natan ömrünün kalanını Sabetay'ın gizemini anlatmaya adadı. O Islam dinine girmekle, kötülük güçleriyle ömür boyu sürdürdüğü savaşı devam ettirmişti. Ve yine, karanlıklar ülkesine inip kelipothu salıvermek için halkının en derin kutsallıklarına saygısızlık etmeye ilmişti. Görevinin trajik ağırlığını kabul etmiş ve Tanrısızlık dün içerden ele geçirmek için en derinliklere inmişti. Türkiye ve Yunanistan'da yaklaşık iki yüz aile Sabetay'a sadık kaldı: Onun yasını olümünden sonra kötülükle savaşını sürdürmek için onun örneğini izlemeye karar verdiler ve 1683'te en masse (Topluca) İslam dinine girdiler. Birbirlerinin evlerindeki gizli sinagoglarda toplanarak ve Hahamlarla yakın ilişkilerini sürdürerek, gizliden gizliye Yahudiliğe bağlı kaldılar. 1689'da önderleri Abdullah Yakup (Jacob Querido) Mekke'ye hac yolculuğu yaptı ve Mesih'in dul karısı, Sabetay Sevi'nin Yakup'ta yeniden yaşama döndüğünü bildirdi. Türkiye'de, görünüşte İslami yaşamı kusursuz olarak sürdüren ama gizli Yahudiliklerine tutkuyla sarılan, küçük bir grup dönme hâlâ yaşamaktadır.

Kaynak: Tanrının Tarihi -  Karen Armstrong

Fatih Kul

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER