Gençlerimiz gidiyor, Göçmen erkekler geliyor!

“Mühendis ihraç ediyoruz” buyurmuş Sayın Bakan.

Beyin göçünü bu kadar kıvrakça tevil etme becerisi önünde şapka çıkarıyorum!

Hastanelerimiz, okullarımız, caddelerimiz, sokaklarımız, dükkanlarımız, kafelerimiz istila edilmiş. Afgan, Suriyeli, Pakistanlı, Bengaldeşli ve daha bilmem nereli 10 milyon erkek (!) ülkemizin demografisini bozmuş, bu ülkenin gençleri kendi ülkelerinde bırakın iş bulmak yaşayamaz olmuş, üniversite bitirip yurt dışında kuryeliğe razı olmuş, bir sayın yetkili mühendis ihraç ediyoruz diye övünüyor.

Uzağa gitmeden kendi çevrenize bakın göreceksiniz kaç mühendislik mezunu işsiz var etrafınızda.

Üç harfli market kasiyerlerine sorun bakalım ne mezunu çocuklar.

Plansız, hedefsiz, koordinasyonsuz şekilde köye kasabaya, ota çöpe binalar dikip gençleri içine doldurduğunuzda kapısına tabelasını assanız da o binalar üniversite olmuyor maalesef.

Üniversite; gelenek, birikim, derinlik, özgürlük ve yatırım işidir.

Akademik özgürlük yoksa belki orası bir okul olur ama asla üniversite olmaz. Bir akademisyen “bence” diyemiyorsa ne üretebilir?

Dolaysıyla yurt dışına giden çocukların maalesef ezici çoğunluğu kendi alanlarında çalışmak üzere gitmiyor.

Çok az bir kesim yurt dışında master ya da doktora yaparak kendini gerçekleştiriyor olabilir ki bu zaten önceden de böyleydi.

Durum o kadar vahim ki inanın tüm devletin işi gücü bırakıp bu konuya odaklanması yaşamsal önemi haizdir.

Peki, eski tabirle behemehal ne yapılmalıdır?

1- Öncelikle tüm kamu alımlarında mülakatlar kaldırılmalıdır ve böylece gençlerden çalınan hayalleri onlara iade edilmelidir.

2- Piyasa ihtiyaçları ve kamunun istihdam koşulları gözetilerek yükseköğretim kontenjanları kademeli olarak düzenlenmelidir.

3- Başta İngilizce olmak üzere yabancı dil öğretimi için adeta sil baştan bir seferberlik başlatılmalıdır. Bu konuda hamasi milliyetçi nutuklara kulak tıkanmalıdır. Günümüzde uluslararası makalelerin tamamına yakını İngilizce yayınlanmaktadır ve bu dili bilmeyen bir akademisyen bir yönüyle okur yazar bile değildir. Bırakın akademisyen olmayı kendi alanındaki gelişmeleri izlemek isteyen bir lisans mezunu için de durum farksızdır.

4- Meslek liseleri konjonktüre uygun olarak yeniden yapılandırılmalı, örneğin; digital teknoloji, yazılım, tarım teknolojisi gibi alanlar başta olmak üzere iş gücünün efektif kullanımı için acil ve hızlı atılımlar yapılmalıdır.

5- Tüm yukarıdakilerin olmazsa olmaz koşulunu en sona sakladım. Her şeyden önce demokratik bir yönetim olmalıdır. Düşünce özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Özgür düşünce ortamına sahip olmayan hiçbir ülke gelişemez ve kalkınamaz. Modern bir ülke kesinlikle öngörülebilir olmalıdır. Bugün suç olmayan bir hususta yarın başının belaya gireceğinden endişesi olan bir insan o ülkeye güven duyamaz. Kanunla düzenlenmeyen bir eylemi yüzünden ya da attığı bir twitten dolayı kapısına polisin dayanacağından korkan bir gençten üretkenlik umamazsınız.

Sonuç olarak; erkler ayrılığı ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir yönetim yoksa başarılı, modern, umut etmek isteyen ama edemeyen, kabına sığmayan, düşünen ve bunu da özgürce yapmak isteyen pırıl pırıl gençlerimiz yurt dışına gider.

Ama endişeye mahal yok onların yeri dolar! Bakın, kamyon kamyon geliyorlar sakallı erkekler doğu sınırlarımızdan.

Taksim meydanına gidin, İstiklal’de bir yürüyün, istilanın boyutunu göreceksiniz.

Bu ülkenin gençlerine umutlarını iade edin, yok etmezseniz onlar umutlarına sahip çıkacakları günü bekliyorlar haberiniz olsun.

YORUM EKLE