Bir Mezopotamya Hastalığı: Seçilmişi Kutsamak (I)

Özellikle son yıllarda ülkemiz siyasetinde seçilmiş olmak bir tabu gibi görülerek “Seçilmişlerin atanmışlara üstünlüğü” üzerine bir söylem geliştirildi. Akla gelebilir ki seçilmiş olmak seçimle o da demokrasiyle olur, Mezopotamya ile ne kastediyorum. Sümer’den beri Ortadoğu coğrafyasında önce tanrılar kraldı, zamanla krallar tanrı tarafından seçilmiş sayıldı. Monoteist dinlerle birlikte nebiler, resuller ve peygamberler tanrı adına yönetimde belirleyici oldu. Devamında ise Müslüman dünyada halifeler yine yaratıcının yeryüzündeki temsilcisi sayıldı. Dolayısıyla İslam dünyası özelinde yöneticiler oldu bitti seçilmiş sayıldı. Modern zamanlarda demokrasiyle tanışsa da Ortadoğu insanı “seçilmiş”lere kutsiyet atfetme meminden kurtulamadı.

Tanrısal seçilmişliklere yüklenen anlam konumuz dışı olmak kaydıyla günümüz siyasi hayatıyla ilgili olarak gerçekten de seçilmiş olmak en azından bir üstünlük sağlar mı? Konuyu biraz daha daraltırsak seçilmişler atanmışlara göre üstün mü? Seçilmişlerin atanmışlara göre üstün olduklarını, çünkü halk tarafından görevlendirildiklerini ve karar verme pozisyonunda oldukları varsayımından hareket edelim. Öyleyse kilit soru şudur: Seçilmiş olmak ne demektir?

Siyaset açısından ele aldığımızda örneğin bir milletvekilini aslında kim seçiyor? Parti içi demokrasi bilindiği gibi ülkemizin en önemli siyasi sorunlarından biridir. En demokrat partilerde bile kimin nereden aday olacağı parti başkanının ağzından çıkacak söze bağlıdır. İl veya ilçe başkanlıkları da yine en tepeden belirlenir, yani anlayacağınız aslında onlar da atanır. Sandıkta seçiliyorlar diyeceksiniz. Evet, sandık ama önceden belirlenmiş ve belirlenme süreçlerinde, tanımadığı kişiler arasından halkın seçmek zorunda kalması sizce de demokratik bir süreç midir?

Bir de bürokratlara bakalım, seçiliyorlar mı atanıyorlar mı?

Ali Yılmaz çok başarılı bir öğrenci olduğu için sınavla seçilip Fen Lisesine giriyor. Öğrenci “Seçme” sınavını başarıyla bitirip Tıp Fakültesi okuyor. Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS)’a girip başarılı oluyor ve Uzman doktor oluyor. Alanından en yetkin heyetler önünde doçentlik ve profesörlük payeleri almak için ter döküyor. Şimdi Ali Yılmaz bir hastaneye atandığında “atanmış” mı oluyor “seçilmiş” mi?

Yıllar önce bir ilçede yöneticilik yaparken hastane başhekimi hocam çaya davet etmişti. O esnada il genel meclisi üyesi iki kişi de gelmişti. Ben başhekimin hem şahsına hem de makamına saygıdan dolayı derli toplu ve nezaketle otururken gelenler koltuğa yayıldılar ve bir tanesi sağ elini başının üstünde hilal yaparak sol şakağını kaşımaya başladı. Gelen kişiyi de tanıyordum. Köyünde ilkokulu zor bitirmiş, ilçede sınıfta kala kala ortaokul okumuş biriydi. Vücut diliyle “Hocam sen başhekim oldun ama seni biz atadık, biz seçilmişleriz.” diyordu. 

Şimdi tekrar soralım: Seçilmiş olan kimdi? Seçilmiş ne demekti?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mahir DEMİRBAŞ
Mahir DEMİRBAŞ - 2 ay Önce

Seçtiklerimizin kulu olmayı bırakıp Allah in kulu olduğumuzu hatırlarsak kurtuluruz.
Başımıza siyasetçi seçiyoruz. Maaşını verip vekalet veriyoruz. Benim işim çok su işleri toparla diyoruz. Patron halk iken . Halkın seçtiği emanetçi halka patronluk yapıyor. Bu anlayış yanlıştır.

Nazım kurt
Nazım kurt - 2 ay Önce

Seçilmişi kutsama tabiri yanlış. Buradaki kutsama tabiri yerine değer verme desek daha doğru olur. Çünkü seçenler seçilmişleri seçerken kendi kültürüne değer ve inançlarına uygun gördüğü kişiyi seçiyor ve seçtikten sonrada seçilmişin kendi değerlerine bağlılığı ölçüsünde değer veriyor veya vermiyor. Sanırım yazıda bir yanlış anlam var. Anlayışınızı bir kontrol ederseniz iyi olur.