“Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun Maliye Bakanı M. Şimşek’ten, memurlara yönelik ek ödeme yapılmasını istemesi üzerine, Başbakan R.T.Erdoğan memur maaşlarına yönelik iyileştirme yapılması için derhal talimat verdi.”
Milli Eğitim Bakanlığı önünde il emri için sesini duyurmaya çalışan mağdur öğretmenlerin eyleminde Eğitim Bir Sen’li yöneticiler, referandumda “evet” oyu istemek için bulunuyor ve öğretmenlerden tepki görüyorlar. Anadolu Ajansı eylemi haberine taşırken, Eğitim Bir Sen’in diğer sendikalarca saldırıya uğradığı mesajını çaktırmadan veriyor ve şu açıklamayı yapıyor:
“Bu arada, elinde megafon olan eylemcinin ''alanın şov yapma yeri olmadığını'' ve konuşmak isteyenlere söz verileceğini söylemesine tepki gösteren Eğitim Bir-Sen yöneticileri, alandan ayrıldı.”
Öğretmenlerin sıkıntısına değil, hükümetten kapacağı ranta odaklanan Eğitim Bir Sen’den şu açıklama geliyor:
“Genel Başkanımız Ahmet Gündoğdu, eş durumu mağduru öğretmenlerin sorunlarının çözümü için Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile bir görüşme yaptı.
Bakan Nimet Çubukçu, Genel Başkanımız Ahmet Gündoğdu’nun talebi doğrultusunda sorunun giderileceğini söyledi.”
Görüşmenin nerede, nasıl yapıldığı meçhul… Ama her zamanki klasikleşmiş hükümet-Memur Sen paslaşmasını görüyoruz:
“- Alo, yandaş Ahmet Abi!
-Efendim, hükümetten veya MEB’den kardeşim…
- Bak biz şöyle bir şey yapacağız, haberin olsun.
-Tamam, canım kardeşim… Biz hemen bir basın açıklaması yaparak, “Bakanlıktan bunu istedik” deriz.
-Siz açıklamayı yayımlayın, biz de ardından ‘Memur Sen bizden böyle bir şey istedi, istekleri çok olumlu bulunarak kabul edildi’ diye haberini yaptırırız.
-Hay Allah müstehakını vermesin kardeşim! Adamı gülmekten öldürürsün.
-Abi böyle yapınca siz iyi sendika, biz de sendikaların taleplerine kulak veren iyi bakanlık oluruz. Fena mı?
-Teşekkür ederim, canım kardeşim. Unutmadan söyleyeyim… Bu Cuma namazdan sonra toplanıp “referanduma evet” diyen açıklamamızı yineleyeceğim. Türkiye’nin en büyük sorunu demokratikleşememektir, diyeceğim. Ergenekon, balyoz kürek, darbe marbe, açılım, falan filan… Aklıma ne gelirse sayacağım.
-Ha ha ha… Ya Ahmet Abi, o kadar çok Demokrasi dedik ki, artık biz bile kendimizi Demokrat sanmaya başladık.
-Ya sorma be kardeşim… Önceleri bunları söylerken kendi laflarıma gülüyordum, ama artık inanmaya bile başladım. Neyse hadi, sonra görüşürüz.”
Konuşmalar belki böyle olmuyordur; belki bu yazdıklarım masum bile kalıyordur.
Memur Sen ve Eğitim Bir Sen, biz Türk milletine sendikacılığın nasıl yapılmaması gerektiğini göstermiştir. Memurun haklarını isteme yeri olan hükümetle kardeş kardeş geçinerek hak istenemeyeceğini her âdem bilir. Üstelik Memur Sen ve Eğitim Bir Sen öğretmenleri ve diğer memurları yanıltma adına, devletin resmi basın-yayın araçlarından da yararlanarak “kamusal hak gaspı” da yapmış oluyorlar.