Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerde ve sendikalarda yaygın tepkiye yol açan, kamuoyu baskısı oluşturan konularda her hangi bir adım atmak zorunda kalınca öncelikle, mutlaka ve yalnızca bir tek sendikayla görüşmektedir. Mağdur eğitimcilerin ve hatta sendikaların bu tuhaflığı artık olağan karşıladığını itiraf ediyoruz. Bu tür görüşmeler camia tarafından “güneş doğmasına yakın horozların ötmesi” olarak algılanmaktadır.
Geçen yıl sendikamız öncülüğünde ve EBS hariç 5 sendikanın katılımıyla yapılan İl Emri Eylemimiz sonrası adeta koparılarak alınan kadrolulara il emri hakkı sözleşmelileri dışlaması bakımından buruk bir zafer olarak karşılanmışken, eyleme katılmayan, bu yönde yazılı talebi, davası olmayan EBS “biz bakanla görüştük, il emrini aldık” demiştir. O açıklamanın zamanlaması horozun öğle vakti ötmesine benzetilebilir. Sayın bakan bu noktada devreye girerek Rize’de hamile bir öğretmene rastlayıvermiş, bu hakkın teslimi mutlu bir tesadüfe dönüştürülmüştür.
Yurdumuz öğretmenleri hala hamile kalabilmektedir. Hatta aralarında sözleşmeli olanlar da vardır. Buna rağmen il emrinden vazgeçen bakanlık, son atama yönetmeliğindeki tuhaflıklar ve çarpık af anlayışıyla binlerce yeni mağdur yaratmıştır.
Üstün bir çabayla kendi aralarında organize olarak sendikaları harekete geçiren sendikalı-sendikasız bir grup öğretmen 21 Temmuzdaki eyleminin asıl mimarlarıdır. Ortak ve insani bir amaç için Türk Eğitim Sen başta olmak üzere Anadolu Eğitim Sen ve Eğitim İş’in diyalog ve dostlukla alanda olduğu saatlerde EBS nin sayın temsilcileri bakanlık önünde değilken, sonradan bizi şereflendirmiş olmalarını medyanın yoğun ilgisini ve konunun dramatik boyutuna borçlu olabiliriz.
Bir eylemin yasal izinlerini alan, MYK kararıyla alana inen sendikaların sorumluluk açısından eylem sahibi olma durumu vardır. AES, 25 Ağustos 2009 Eyleminde olduğu gibi 21 Temmuz’da da diğer sendikalarla görüşerek, ortak dilde anlaşarak alana çıkmıştır. “Öğretmenler çağırdı geldik” üslubu sendikal eylemlerde yeri olmayan bir davranıştır. Yöntem yanlış olsa da bir sendikal eyleme katılımlarından şaşkınlık ve mutluluk duyduğumuz EBS yöneticileri, konuşma sırasını beklememek gerekçesiyle bir tartışmaya yol açıp eylemin genel akışını ve düzenini bozmuştur. Referandumda “evet” oyu istedikleri mesajını verip eylem alanını terk eden sayın sendikacıların bu tutumları bir anlamda korsan bildiri olup, eylem için hazırlık yapan, sorumluluk alan kişi ve kurumlara karşı işlenmiş bir ayıptır.
Bu akşam geç saatlerde Eğitim Bir Sen'in sitesinde ve çeşitli sitelerde yayımlanan bir habere göre horoz yine ötmüştür. Bakanlık bürokratlarınca İstanbul’da ailesinin yanında olacağı için eyleme katılan sendika temsilcileriyle görüşemeyeceği belirtilen Sayın Çubukçu bu akşam EBS Genel Başkanı’nı kabul etmiş. Bu görüşmenin bakanlığa ait bir binada mı, sayın bakanın ailesiyle yemek yediği mutfağında mı yapıldığı bilgisine haberde yer verilmemiştir. (25 Ağustos 2009 eylemi sonrası bir iftarda görüşülmüştü). Öğretmenler söz konusu olunca cansiperane bir çabayla ve anında bakanımızla görüşebilen sayın sendika başkanımızı, tatilini bölerek randevu veren sayın bakanımızı tebrik ve takdir etmekteyiz.
Amaç zaten Anayasal güvence altında olan ve gasp edilen bir hakkın geri alınması olunca bunu kişisel, siyasal ya da sendikal zaferlere, gollere çevirmek yakışıksız olur. Dün akşam ana haberlere konu olan gözyaşlarından çekinmek, bunu oya veya üyeye endekslemek doğru olmasa da önemli olan o gözyaşlarını dindirmeye vesile olmaktır. Nihai sonuç için gerçek sendikal çaba ve eylemlerle EBS nin dikkatini çekmek, onları bu konuda konuşur, hak talep eder noktaya getirmek gerekse de önemli olan sonuçtur. Eylem başladıktan çok sonra ve ellerini kolların sallayarak alana gelen EBS yöneticilerini bir gün kendi düzenledikleri gerçek bir sendikal eylemde bakanlık önünde siyah çelenk bırakırken, bakanlığın her hangi bir uygulamasını protesto ederken de görmeyi umuyoruz.
Sayın Bakanla yapılan görüşmede dile getirilen il emri sorununun ivedilikle çözülmesi, sağlık, eş ve eğitim özrü olan kadrolu-sözleşmeli tüm öğretmenlerimizin atamasının gerçekleşmesini bekliyoruz. Geç gelip erken giderek eylemin başını ve sonunu kaçıran, bu yüzden diğer atama mağdurlarının konu edildiği açıklamaları duyamayan EBS yöneticilerine af mağdurları, il dışı atanma, açıktan atama ve 14 Eylül mağduru binlerce öğretmen olduğunu da hatırlatıyoruz. Bir sonraki görüşmede, örneğin yarın sabah kahvaltısında bu taleplerini de dile getirmeleri halinde önemli bir sendikal çaba göstermiş olacaklardır.
Anadolu Eğitim Sendikası