21 Mayıs 2012 Pazartesi

İNGİLİZCEMİZ 'WHAT DEDİN GULÜM'E YETİYOR!

Türkiye’de devlet okullarında öğrencilere verilen İngilizce eğitimi ‘What is your name, This is a pencil’ düzeyinin ötesine geçmediği ortaya çıktı.

20 Şubat 2012 Pazartesi 19:28
İNGİLİZCEMİZ 'WHAT DEDİN GULÜM'E YETİYOR!
TEPAV’ın araştırmasına göre Türkiye’de devlet okullarında öğrencilere verilen İngilizce eğitimi ‘What is your name, This is a pencil’ düzeyinin ötesine geçmiyor.

Eğitim sisteminde uzun yıllardır Kürtçe ana dilde eğitimin tartışıldığı Türkiye’nin sık sık karşısına çıkan başka bir dil sorunu da İngilizce. İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde (İYE) 44 ülke arasında 43’üncü olan Türkiye, İngilizcenin bilinirliği bakımından da Şili, Endonezya ve Suudi Arabistan’ın gerisinde. Bölgesel rolü ve dünyanın en büyük 16’ncı ekonomisi olduğu gözönünde bulundurulursa, Türkiye’nin alması gereken yol daha da uzuyor.

Devlet okullarında okuyanların 11 yıllık eğitim süresi boyunca öğrendiği İngilizcenin ‘What is your name?” ve “It is a pencil”ın ötesine neden geçemediğini Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) “Türkiye’nin İngilizce Açığı” başlıklı araştırmasında gözler önüne seriyor. İngilizcenin bilinirliği ve ekonomik büyüme arasında bağlantı kuran araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’nin uzun vadede ekonomik büyümesi için eğitim sistemini İngilizce eğitimi de dahil olmak üzere iyileştirilmesi gerekiyor. Araştırma, İngilizce yeterliliğinin kalkınmanın ödüllerinden değil, önemli basamaklarından biri olduğuna da işaret ediyor.

Öğrenci başına 12 bin 708 dolar

Türkiye’de İngilizce seviyesinin düşük olmasının eğitim sorununun bir parçası olduğuna işaret edilen araştırmada, Türkiye’ye benzer veya daha düşük milli gelir ve ihracat düzeyine sahip pek çok ülke endekste, Türkiye’den daha yüksek sıralarda yer alıyor. Eğitim harcamalarındaki farka dikkat çekilen araştırmada, ABD’ye yakınlığından faydalanan Meksika hariç, İYE’de ilk 25 sırada olan ülkelerin 6 ve 15 yaş arasındaki çocuklara yönelik eğitim kurumlarına yaptığı yatırımın öğrenci başına en az 32 bin dolar. Bu rakam Türkiye’de ise öğrenci başına sadece 12 bin 708 dolar harcanıyor.

Türkiye’deki en büyük eksikliklerden bir diğeri ise İngilizce eğitimine başlangıç yaşı gösteriliyor. Endekste yüksek ve orta sıralarda yer alan ülkelerde genellikle İngilizce eğitimine çocukların eğitim hayatlarının başında başlanıyor. Türkiye’de ise İngilizce eğitimi dördüncü sınıfta, sınıf öğretmenleri gibi konuda uzman olmayan öğretmenler tarafından veriliyor. Lise giriş sınavlarında ise İngilizce en temel haliyle soruluyor. Eğitim sisteminde İngilizce programının ağırlığı zamanla azalırken, 2005 yılından itibaren İngilizce hazırlık sınıfları kaldırılmış bulunuyor. Sadece bazı üniversitelerin belirli bölümlerinde okuyacak öğrencilerin bir yıl yoğun İngilizce eğitimi görme hakkı bulunuyor.

Ekonomik kalkınma istiyorsan...

Türkiye’nin ekonomik kalkınma serüveninde kritik bir aşamada olduğuna dikkat çekilen araştırmada, 1980’li ve 2000’li yılların finansal reformları sayesinde Türkiye’nin bugünkü ihracat gücüne sahip olduğu da vurgulanıyor. Ekonomistlerin şimdi, Türkiye’nin “ikinci nesil reformlara” ihtiyacı olduğunu tartıştığına işaret edilen araştırmada, ikinci nesil refromlar, büyümek için eğitim, vergi, şehir planlama ve hukuk sistemlerinin yeniden tasarlanmasını gerektiriyor. Türkiye’nin tekstil üretimi gibi orta teknoloji aktivitelerinden, robot veya ilaç yapımı, Ar-Ge çalışmaları gibi ileri teknoloji üretime geçmesi öngörülüyor. Yüksek İngilizce yeterliliği ise ekonomik gelişmenin bu ikinci seviyesinin olmazsa olmazı.

İngilizce yeterliliğinde sağlanacak atılımın ikinci nesil reformları daha da etkili hale getirebileceğinin vurgulandığı araştırmada, uzun vadede, Türkiye’nin ekonomik büyümesi için eğitim sisteminin İngilizce eğitimi de dâhil olmak üzere iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Başarılı bir kalkınma sergileyen ülkelerin birçoğunun İngilizcenin öneminin farkında olduğuna işaret edilen araştırmada, İYE sıralamasında BRIC olarak adlandırılan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in 29 ile 32’nci sıralar arasında arka arkaya yer alıyor. Yüksek nüfuslarına, demografik problemlerine karşın bu ülkelerin endeks puanlarının Türkiye’den yüksek çünkü bu ülkeler, İngilizce eğitimini kalkınma stratejilerinin bir parçası olarak gördüğü belirtildi.

En iyiler, Norveç ve İsviçre

Ülkeler arasındaki İngilizce seviye farkının sayısız sebebi bulunuyor. En önemlileri ise eğitim seviyesi, dil ailesi, ekonomik göstergeler ve küreselleşme seviyesi.

Ülkelerin eğitime harcadıkları miktarın İngilizce yeterlilik seviyelerini de etkiliyor. En iyi İngilizce seviyesine sahip Norveç, Hollanda, İsviçre ve Danimarka’da 6 ile 15 yaşındaki öğrencilerin eğitim aldığı kurumlar için öğrenci başına 80 bin dolar harcıyor. Eğitime yapılan harcamaların yüksek olması tek başına İngilizce yeterlilik düzeyinin yüksek olması için yeterli olmuyor.

İsviçre, öğrenci başına 104 bin 352 dolar ile eğitime en çok harcama yapan ülke olsa da İYE sıralamasında 11’inci durumda. Eğitime 39 bin 964 dolar harcayan Polonya ise bu sıralamada 10’uncu. Ancak, eğitime yüksek düzeyde harcama yapmadan İYE’de yüksek bir düzeye ulaşmak da mümkün değil.

Eğitim harcamalarının azlığı, Türkiye’deki İngilizce yeterlilik seviyesini sınırlayan bir faktör. Türkiye 6-15 yaş arası öğrencileri için çocuk başına 12 bin 708 dolarlık bütçe ayırırken, bu miktar Tayland’da 46 bin 331 dolar, Meksika’da 21 bin 175 dolar. Türkiye’yle ortalama benzer bir gayri safi yurtiçi hasılaya sahip olan Polonya’da ise 39 bin 964 dolar. Kişilerin eğitim süresi de İngilizce yeterliliğini etkiliyor. Kişinin İngilizce öğreniminde geçirdiği süre arttıkça yeterlilik düzeyi de artıyor. İYE’de 43’üncü sırada olan Türkiye’de ortalama eğitim süresi yedi yıl iken birinci sıradaki Norveç’te 12 yıl.

Kişi başı gelir İngilizce yeterliliği ile bir ölçüde bağlantılı. Zengin ülkeler İngilizce yeterliliği konusunda daha iyi performans sergilerken, İsveç ve Norveç gibi hem zengin hem de küçük ülkeler ise bir adım daha öne çıkıyor. İngilizce Yeterlilik Ehdeksi İYE sıralamasında alt sıralarındaki daha yoksul ülkelere inildikçe milli gelirin belirleyiciliği azalıyor. Bu arada ekonominin ihracata dayalı olması İngilizce yeterliliğini olumlu etkiliyor. 

Taraf

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • ismail güçlü 3 ay önce yorumlandı

      günlerden bir gün bir öğretmen müdürünün yanına gider ve zorunlu olarak girdiği ingilizce dersinde öğrencilerine faydalı olamadığını ve ücretli ingilizce öğretmeninin türkçe öğretmeni raporlu olduğu için türkçe derslerine girdiğini, ücretli öğretmenin sınıfının ingilizce derslerine girmesini, ücretli öğretmenin yerine 2. kademeye de seve seve türkçe derslerine girebileceğini söyler. müdürünün bu öneriye cevabı bu yorumun başlığındadır. yorum milli eğitim için kendini sorumlu hissedenlerindir!!!!
      (öneriyi getiren formasyon sahibi kadrolu sınıf öğretmeni; ücretli öğretmen ise işletme mezunudur)

    GAZETE MANŞETLERİ

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Öğrencilere 'Süt Dağıtımı' Konusunda Ne Düşünüyorsunuz?

    ARŞİV